tükeneceğiz

22/10/2006

ABDURRAHMAN KUZU

21/10/2006

HAYATI PAYLAŞMAK

HAYATI PAYLAŞMAK

• 21/10/2006 - VAR MISIN?

 

Var mısın bu gün dünden , farklı uyanmaya

Var mısın gökyüzüne bir başka bakmaya,

İçten ama içten, en sevdiğin türküyü fısıldamaya

Varmısın kıymet bilmeye , sevmeye sevilmeye

 

Yarin güzel kokusunu , en güzel gülüşünü

Sımsıcak bir bakışını, yüreğine akışını

Canın ılık nefesini, yaşama hevesini,

Unutulmaz sesini varmısın hatırlamaya

 

Varmısın, kardeşlik şiirleri yazmaya

Dünya barışı için seferber olmaya

Küçük şeylerden mutlu olup

Mutluluklar sunmaya....

19/10/2006

sonbahar

AKLIMA GELDİN BİR SONBAHAR SABAHI

AÇTIM PENCEREYİ SONUNA KADAR

DERİN DERİN NEFES ALDIM

HER NEFESİMDE BİR SEN VARDIN

HER KELİMEMDE,HER SÖZÜMDE

HER ŞEYİMDE

AMA BUNU SANA ANLATMAK ZOR OLDU

ÇÜNKÜ SENİ SEVDİĞİMİ BİLE BİLMİYORDUN

ARADAN BİR HAFTA GEÇTİ

SANKİ BİR ASIR GİBİ

SUYUM OLDUN KAŞIĞIMDAKİ AŞIM OLDUN

HER YUDUMDA İÇTİM SENİ

HER KAŞIKTA TATTIM SENİ

BİR SİGARA YAKTIM EN SEVDİĞİNDEN

AYNI O ACI SABAH GİBİ

DERİN DERİN ÇEKTİM İÇİME SENİ

ŞİMDİ YİNE BİR SONBAHAR SABAHI AÇTIM PENCEREYİ

DERİN DERİN NEFES ALDIM

AMA BU SEFER SEN YOKTUN

SADECE HAYALİN KARŞIMDAYDI

ARTIK SENİ HİÇ BİR SONBAHAR SABAHI İÇİME

ÇEKEMEYECEĞİM!!!

18/10/2006

sevdiğince sevil

 

Merhaba, Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken. Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni. Dinlemeni ve aynı duyguları paylaşmanı benimle .. Herkesten en yakın olacağız birbirimize. Eğer susmazsak, paylaşırsak, saçma bulmaz, anlamlarda buluşursak.


 Dar geçitlerden, karanlıklardan geldim buralara. Yolum bitmedi daha biliyorum. Eskisinden daha güçlüyüm, en zor yollardan geçtim gibi. Geriye kalan yolda daha zorlu anlarım da olacaktır elbet. Ancak öylesine hazırım ki, öylesine ayakta kaldım ki, daha ne olsa aşarım, aşacağım. Aklım hep geriye dönerdi, anılara, yaşanmışlara, yaşanmamışlara. Bir balığın habersizce ecele takıldığı gibi, takılırdı mazim yüreğime, dünüme, yarınıma. Yine takılmıyor değil zaman zaman. Yine derinlere inmiyor değil gözlerim. Ama artık boğulası hıçkırıklar, pişmanlıklar yok. Sanırım büyümek bu...


 Büyümek nasıl bir şeydir diye meraklarım vardı. ! Galiba görüyorum ve hissediyorum artık bunu. Büyümek için, yaşımdan medet umardım. Hadi artık yaş kaç oldu, büyüt kendini. Nasıl? Rakamlarda değildi hüner, yaşanmışlıklarla geliyordu olgunluk, tabi hüner buysa. Ve hala;sanırım- büyüdüm'lü yaşlar içindeyim. Çok tatlı ama! Çok umarsız her şey. Buysa büyümek, geç kalmışım diyesim var. Düşünmemek her şeyi, dilediğince, gönlünden geçtiğince, an'ı yaşamak; yarını yokmuşcasına. Kaç yarınımız vardı ki zaten. İşte bunu kavramak.


 Yarın yokmuş gibi yaparsa insan, bugün daha başka yaşanıyordu yaşam. Daha, çok daha başka .. Gelen yarınlara, gelecek günlere de bir şeyler götürmeliydi insan. Bu düne kadar ki düşüncem. Eskiden yani dün mesela, yarınlar için hazırlık yapardım belki de. Hani herkes gibi. İyi bir işim olsun, param olsun, düşünmeyeyim onu bunu. Bana göre değildi bunlar. Bunları yaparken, gününü göremiyordu insan. Bugünümden tat almadıysam yarınlarda ne işime yarayacaktı elimdekiler?


 Evet yarınlara bir şeyler götürmek zorunlu diyorsanız, ben sevgi biriktireceğim. Eskisi kadar harcanmış değil. Seçilmiş yerini bulmuş sevgiler. Biraz da aşklarımdan katacağım içine. Aşkı bulmakla, aşkın olmadığına inandığım köprülerden indim artık. Aşk vardı hatta aşklar vardı. Her şey aşktı. Doyasıya yaşadığın, bugünündü aşk. Ne olduğunu anlamadan içine düşmeliydi aşkın, senin olmayacağını bildiğindi aşk.
Bir ömre hapsedilecek alışkanlıklar, aynı sabahlarda uyanmalar, kavgalar gürültüler değildi aşk. Acı çekmeyi sevenler, seçimlerini bu yönde kullananlara -bize- göreydi aşk.
Acıtacaktın yüreğini, ah deliler gibi sevip, geceleri uzatıp ardından sabahlara kanat açmalıydı bitmiş aşklar, kuşlarca özgür.
Çok sürmeden, arada kanatılacak yaralardı aşk. Ömürde kalan sevgiyse ne ala, aşkı sığdıran varsa bir ömre, güler geçerim şimdilerde. Ansızın, sorgusuz, baş döndüren, bitecek sabahlardaydı aşk.


Yüreğinde kelebekler uçmayacağı an`a kadar, zincirlemek haksızlıktı. Güzel bir iz olarak kalsındı aşk. Nefretlere, kinlere dönüşecekse, yaşanmasındı. Düne ihanet değil bu değişimim, yarına armağan kendimden; kendimi. Yarınıma yorgun, yenik, pişman bir ben götürmektense, aşkları rafa koymayı öğrenip, acılardan sıyırdım yüreğimi. İşte şimdi bulduğumdu aşk.


 Sen! Dost; bu yazımı okurken seni benimle paylaştığın için teşekkürler. Aşka inanan ama bir ömür sürsün diye çırpınanlardansan, bırak yüreğindeki kuşu hemen, sal uzaklara. İnan durma. Sende benim gibi büyümediysen, unutma sözlerimi. Aşkı benim tanımımla paylaştığında, büyüdüğün andır. Hele bir de içinde kalmış bir sevgili varsa, hani doyamadığın, değilse çok uzaklarda, ona sarılmak en muhteşem andır. Artık yaşam şimdidir. Günü uzatmak, yarından uzak kalmakla başlar ve dünü anmamakla.
Balıklar bile öğrendi, oltalardan uzak artık bir çoğu. Büyüyenler yüzmeye devam ediyor ve oltalara takılanları seyrediyor, bizler gibi. Yemlere av olmaktan kurtulup, kendi kendine doymayı öğrenmekle başladı her şey. Büyümekle...



Mutlu ol ve sevdiğince sevil!
Bir Dost...

15/10/2006

tükeneceğiz

Ne böyle senle ne de sensiz
Yazık yaşanmıyor çaresiz
Ne bir arada ne de ayrı
Olmak imkânsız hiç sebepsiz

Ne hayallerle ne ümitlerle
Mutlu olmaktı dileğimiz
Suçlu ne sensin ne de benim
Şimdi sensizim sen de bensiz

Bir an gelip te küllenince
Yüreklerimiz dinlenince
Başka sevgilerde teselli bulunca
İşte biz o gün düşüneceğiz

Etrafımızı sarıverecek
Bir boşluk ki asla bitmeyecek
Her şey bir anda anlamsız gelecek
İşte biz o gün tükeneceğiz

10/10/2006

Sonbahar Rüzgarları

10/9/2006 - Sonbahar Rüzgarları

 

Ne zaman sonbahar gelse, sarı sarı yapraklar düşse dalından ve sürüklense rüzgarın önünde bir yaprak. Ne kadar ısıtırsa ısıtsın dağları, ovaları güneş; ne kadar sıcak ve parlak olursa olsun gökyüzü, üşürüm, ürperirim içimden!.. Üstüme üstüme yürür hüzünlü güz günleri...


Bilirim ki, acılardır yüreğimde yankılanan ve içimdeki sevdadır acı veren her andığımda yurdumu. Şimdi her zamankinden daha yorgun ve çaresizim. Her zamankinden daha çok muhtacım sana anlıyor musun? Özlemin içimde ateş olup yaksa da, vucudum buzlar içindeymiş gibi titriyorum!.. Dışarıda kırk derece sıcak var, insanlar serinlemek için habire sulara koşuyor ama ben kar altındaymışım gibi titriyorum, üşüyorum. Anlıyorum ki, beni hiç bir şey ısıtamayacak senin kollarından ve sıcak sevginden başka...

Ne zaman sonbahar gelse, dağ doruklarında insanın içini ürperten rüzgarların uğultusunda hayatın bana küs ıslığını duyarım!... İçime dalga dalga yayılır yokluğun, rüzgarda dalları kırılmış bir ağacın hüznü gibi suskun dururum. Bedenim sızlar, yüreğim titrer... Anlatamam kimseye yüreğimden geçenleri... Kendini anlatamamak ne kadar da acıdır bilir misin? En çok da ona yanar yıkılır insan... Kim bilebilirki, ben bütün acı çekenlerin yazgısıyım, bütün kimsesizlerin dostu, bütün yalnızların yoldaşıyım... Yüreklerdeki sarı sonbahar; Gözlerdeki yeşilin ardına gizlenmiş hüzünlü güz günüyüm...

Hayatımız ki, bir damla aşk iksiri kırık kadehlerde yudumladığımız, bir damla su; Bir tutam şiir, volkanlar kadar dağlayıcı ve kor!... Şimdi yüreğimin en derinlerinden kopup gelen sınırsız bir sevgi seliyle sana gelmeyi, yüreğinin en sıcak yerine sığınıp kaybolmayı ne kadar çok istiyorum. Ne kadar istiyorum gözbebeklerindeki kıvılcımların titreşimlerinden bir aşk türküsü gibi çakıp ve anlamsız yaşadığım bu hayattan kurtulup, yeniden bulmayı kendimi gözlerinde....

Ne zaman güz günleri gelse sararır yeşeren umutlarım!... Hoyrat rüzgarlarla savrulur dallarım, bir yağrağımı daha kaybederim ömrümün sevgi çınarından...
Ömrüm gizli bir yara da olsa yüreğimde ve savrulan bir sonbahar yaprağına da yazılı olsa adım; Ben yine de mehtabın kollarında yeniyetme sevdalar tomurcuklanırken bahara, sarmalıydım seni; Dingin derin ırmaklar akarken hasrete, bütün yalnızlıkları yıkmalıydım gözlerinin içine baktığımda. Tuttuğumda yumuşacık beyaz ellerini, unutmalıydım bütün acılarımı!.. Kadehlerde aşk iksiri yudumlanırken doya doya içmeliydim dudaklarını.. Bütün karanfiller güller solmalıydı bahçelerde, yüreğimizde tomurcuk tomurcuk sevda açarken!...

Şimdi gecenin geç bir vakti. Sicim gibi yağmur yağıyor kaldırımlara, yağmurdan kaçıp herkesin evine sığındığı bir saatte, ben evden çıkıp, sahipsiz bir sokak kedisi gibi sırılsıklam boş kalan sokaklarda dolaşıyorum avare avare. Gecenin zifiri karanlığı üstüme üstüme geliyor, şimşekler çakıyor, boşanırcasına ağlıyor gökyüzü ama yağan yağmurlar yüreğimin yangınını söndüremiyor.. Denizler nehirler de ağlıyor, ben ağlıyorum, inadına sokaklara boşanıyor gözlerim. Gözyaşlarım sağanak sağanak karışıp gidiyor sulara.. Ellerim üşüyor, üşüyen ellerimi alıp yanan yüreğimin üstüne bastırıyorum. Dinmiyor küçülmüyor acım...

Fırtınalı bir gecenin kör karanlığında bir başına ıpıssız sokaklarda yürümek ne kadar zordur. Hele tutunacak bir dalı kalmamışsa insanın bu dünyada ve gidilecek bir yeri de yoksa. Hayatın anlamsız girdabında debelenmek, anlamsızlığın boşluğunda kalakalmak, bir başka ölümdür aslında insan için.

Her sonbahar geldiğinde ben ayrılıkları yaşarım. Elvedaları, yalnızlıkları, özlemleri, solgun kırık beklemeleri; Bir de adı konmayan iç çekişleri, korkuları, uzak ve dalgın bakışları akan sulara, hıçkırıkları...

Ve yüreği buğulu sevdalı aşıkları düşünürüm her sonbahar geldiğinde. Pişmanlıkları, kalpte gizli kalan sırları ve kalpte gizli kalıp bir ömür kanayan yaraları, suskunlukları, ayrılıkları, sınırları, gurbet de ölüp gidenleri ...

Ne zaman sonbahar gelse unuturum içimdeki mavinin çağrışımını, beyazın ışığını, baştan aşağı acıya keser bedenim. Gülmeyi unuturum ne kadar zorlarsam zorlayayım kendimi, gülemem. Anlarımki, benim yüreğimde ağlıyor gözlerimle beraber... Şu uzak diyarlarda hüzün ve acı sızı sızı dokunuyor gönlümün en derin gergefine. Karanlık bir dehlizde yolunu bulmaya çalışan şaşkın bir yolcuyum sanki. İçimdeki deli rüzgarlar alıp buralardan çok uzaklara götürüyor beni. Çocukluğumun ve ilk gençliğimin geçtiği kıyılara savuruyor ruhumdaki özlemleri...

Hayatımın inciten, acıtan yanını sığdıramıyorum hiç bir coğrafyaya. Bilincimi kaybetmek istiyorum, hatırlamamak geçmişimi ve unutmak bütün ihanetleri. Üşümek ve düşmek istiyorum derin bir uçurumun kenarından. Ölüm etrafımda durmadan dans ediyor biliyorum. Bir gün hiç beklenmedik bir yerde vuracak beni. Korkmuyorum, ölüm kıyafetimi giyiyorum hergün üstüme. Hayallerimin düştüğü yerde düşeceğim. Gözlerimde fer, dizlerimde derman kalmayacak. Vurgun yemiş dallar gibi düşeceğim yerlere, bir daha hiç kalkmayacağım.

10/10/2006

şimdi mevsim sonbahar

şimdi mevsim son bahar,        özlediğim yağmurlara ve uzun kış gecelerine adım attı şehir,ben  ilkönce saçlarım ıslansın istedim,sen ilkönce gözlerimi ısklattın.. sana inattıbu koyu sarı,bana inattı,sonbahara rağmen yeşilliğin                                                                                                                                                                                                                                     

10/10/2006

sonbahar hüznü

10/10/2006

sonbahar hüznü

Kategori: siir

 

sonbahar hüznü

 

sonbahar hüznü geçti

önümden afili umursuz

yolu unutmak istemezcesine

döküp yapraklarını birer birer

 

çöpçü fırtınası ha koptu kopacak

bir telaş ki sormayın ellerimden

kendime yeni bir dünya edinmeden

topladım hüznün yaprağını yollardan

 

ne yaman şey bir ağaç gibi yaşamak

tek ve hür demiş nazım kendisi orman

inadına doğduk biz bu alemde kuş gibi

konduk şiir dalına nerde dinler bizi şimdi

 

10/10/2006

Ben, eski zaman aşığıyım.
Sevda çeker, düşünürüm, ağlarım
Bazen; tilki kadar kurnaz , bazen akılsız
Bazen; çocuk gibiyim, bacak kadarım
Herkes aşık olur, sevdalanır...
Bir yolu var gönül çekmenin de.
Benim ki; sevda değil ateşten gömlek.
Bir kar düşmüş, ışıl ışıl yanar içimde
Ama ben eski zaman aşığıyım.
Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden.
Gece hayalimde gündüz fikrimde
Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden.!!!

10/10/2006

Hakkımda

« Önceki — Sonraki »